DR. MİMAR HALİT COZA

Yurtdışı tatili denilince ilk akla gelen, fazla turistik şehirlerde gezinmekten kaçınan biri olarak 4 günlük Roma seyahatim sonrası izlenimlerimi yazmak istedim.

Seyahat öncesi bilgi almak adına görüştüğüm, konuştuğum, Roma’yı daha önce deneyimleyen yakın çevremden duyduğum yorumlar birbirinden oldukça farklıydı. Kardeşime göre Roma, yurtdışında gittiği yerler arasında en az memnun kaldığı şehir iken, yakın bir arkadaşıma göre de tüm hayatını geçirmek istediği, olağanüstü güzellikte bir yerdi. Birçok arkadaşımdan aldığım mekân   önerileri ve internet üzerinden görüp gezilebilecek yerlerle ilgili kapsamlı bir araştırma süreci sonrası yanımda notlarımla Roma gezisine hazırdım. Bu arada bu süreçte çevremde Roma’yı henüz görmemiş son kişi olduğumun da farkına varmış oldum.

Genellikle yurtdışına çıkmadan önce gideceğim şehirle ilgili araştırma sürecinde yaptığım birkaç önemli detay var. Galiba biraz meslekle de alakalı bu durum. Google maps üzerinden bütün şehrin haritasını gitmeden ezberlemeye çalışıyorum. Neredeyse şehrin tamamını kapsayan bir yer yön bilme merakı oluyor içimde. Bunun için çok fazla mesai harcıyorum. Kalacağım otelden çıkıp haritaya bakmadan, kimseye danışmadan, ezbere, gitmek istediğim mekâna gitme çabası içinde oluyorum. Bilemez, bulamazsam kızıyorum kendime, üzülüyorum. Ayrıca tatil acentalarının sayfalarından şehrin turistik gezilecek, görülecek yerleri ile ilgili bilgi almaktansa, ekşisözlük üzerinden şehirle ilgili kişisel yorum yapmış, mekân önerisinde bulunmuş yazarları okuyorum. Amacım böylelikle daha az turistik bir gezi yapabilmek. Herkesin bildiği, gördüğü meşhur meydanlar, caddeler, mekanlar yerine, daha o şehrin insanı gibi şehri deneyimleyerek gezmek istiyorum. Roma’da turistlerin değil de İtalyanlar’ın gittiği mekanlarda vakit geçirmek istiyorum. Turistik Roma’yı değil, yaşayan Roma’yı deneyimlemeye çalışıyorum.

Bu doğrultuda da turistik bölgelere yakın bölgelerde konaklamaktansa, daha konut bölgelerine yakın otellerde konaklamaya çalışıyorum. Böylelikle, sadece uyumak için kullandığım otele daha düşük bütçe ayırmış oluyorum. Tabi burada önemli nokta, ulaşımın kolay olması adına metro duraklarına yakın bölgelerden otelin seçilmesi oluyor.

Gidilmeden edinilen bilgi birikimler sonrası kalınacak yer ve gidilecek mekanlar tespitleriyle Roma gezisine başlıyorum.  4 günlük gezi sürecinde 50 km’nin üzerinde bir yürüyüş performansı göstermiş olmam bile şehrin ne kadar gezilecek yerinin olduğunu ispati sanırım. Her ne kadar hızlandırılmış bir turistik bölgeler turu yapmış olsam dahi o kadar çok görmem gereken meşhur meydanları, cadde ve sokakları varmış ki, 4 günlük bir performansla Roma’yı bir turistin ötesinde deneyimleme fırsatını bulamadım diye düşünüyorum. Sabah otelden çıkıp, şehrin sokaklarında kaybolarak ulaştığımız konut bölgesindeki bir İtalyan fırınında İtalyanlarla kahvaltı yapmak ve bir gece metroya yetişmeye çalışırken geçtiğimiz ara sokaktaki restorandan gelen müzik sesiyle yönlendiğimiz bir doğumgünü partisine davetsiz dahil olmak Roma’nın en keyifli anları olduğunu söyleyebilirim benim için.

Roma’ya gidip görülmeden gelinmemesi gereken yerlerden bahsetmek gerekirse; Kolezyum, İspanyol Merdivenleri, Roma Forumu, Novona Meydanı, Pantheon, Trevi Çeşmesi (Aşk Çeşmesi) ve Vatikan, Roma’da gezilecek yerler listesinde ilk sıralarda yer alıyor. Roma’nın son yıllarda popülerleşen semti Travestevere, Roma’ya gelen her ziyaretçinin uğraması gereken yerlerden en önemlisi bana göre. Zamanında esas Romalıların oturduğu semt, günümüzde gençlerin ve turistlerin oldukça rağbet gösterdiği bir bölge olmuş. Burada dar sokakları gezip, güzel restoran ve kafelerinde oturup keyif yapabilirsiniz. Trastevere’yi görmemiş olmak benim gibi gezi anlayışı olanlar için büyük eksiklik olabilir Roma için. Roma gezimin benim için en etkileyici kısmı Vatikan Müzesi’nin insanüstü görkemiydi kesinlikle.  Yüzyıllar boyunca toplanmış değerli resim, heykel, harita v.b. sanat eserlerini bünyesinde barındıran, dünyanın en önemli sanat koleksiyonlarına ev sahipliği yapan müzelerden oluşan bir kompleks Vatikan müzesi. Roma’ya gidip Vatikan müzesini gezmemek kabul edilemez.

Yeme içme mekanları ile ilgili de tavsiye verecek olursam; çok büyük beklenti içinde olmayın derim. Pizzanın, makarnanın, dondurmanın ana vatanı burası diyerek bu yiyeceklerden bambaşka performanslar beklemek sizin hatanız olur.

Leave a Comment

Your email address will not be published.