Okullar açıldı. Çok zor koşullar altında açıldı okullar. Bir yandan salgın hastalık, bir yandan yangın ve sel felaketleri. Bir yandan da ekonomik zorluklar içinde açıldı okullar. Okullların açılması demek, kapıları açıp öğrencileri buyur edip öğretmenleri sınıfa uğurlamak değil sadece. Okulun ihtiyaçlarını gidermek için bir bütçeye sahip olmaktır, yöneticiler için. Bu çok kolay bir iş değildir. Ne yazık ki devlet, özel okullarra sağladığı desteği kendi okullarına sağlamıyor. Okul müdürleri yalnızca eğitim –öğretimi değil, okulun bütçesini de düşünmek zorunda. Yönetimin kırtasiye giderleri, yakıt giderleri, temizlik giderleri, güvenlik giderleri ilk aklıma gelenler. Devletten alamadığı desteği, velilerinden almak zorunda okul yönetimi. Hadi bakalım pamuk eller cebeee. “Hey Corc versene borç.” “Olmaz Maykıl bende de yok.” Müdür ne yapsın, veli ne yapsın bu zor dönemde.  Yine de velilerin, Okul Aile Birliği üyelerinin çabalarıyla senenin sonu getirilir. Bu  eğitim öğretim döneminde her şey çok daha zor. Pandemi tüm hızıyla devam ederken açılan okullar, hepimizi kaygılandırıyor. Keşke çok daha hazırlıklı açılsaydı okullar. Tüm eğitim çalışanlarının aşı olmaması kaygılarımızı güçlendiriyor.   Okul müdürünün asıl görevi, okulundaki öğrencilerin en iyi eğitimi almalarını sağlamak, en iyi öğretmenleri okuluna toplamak olmalıdır. Bazen çok basit önlemler, çok büyük sorunların çıkmasını engeller. Sorunları ortaya çıkmadan çözmek çok önemlidir.

Yıllar önce, arkadaşlarımız yoğun işleri nedeniyle çocuklarını okuldan almayı unutmuşlar, hatırlayıp okula gidince ağlayarak beklerken bulmuşlar. Bırakın cepten iletişimi, kablolu telefonların az yaygın olduğu bir dönemdi. Küçük büyük bütün öğrencilerin çantalarına, cüzdanlarına, zor durumda ulaşılacak telefon numaraları, ev ve işyeri adresleri yazılmalı. Ayrıca ailelerde de  okulun,  müdür yardımcısının ve sınıf öğtetmeninin numarası bulunmalı. Öğrencilere, zor durumda kaldıklarında kime başvuracakları, kimden yardım isteyecekleri, kime güvenmeleri gerektiği öğretilmeli. Geçenlerde bir çocuk, sokakta dağıtılan gofreti almadı. Babam izin vermiyor, dedi. Bu eğitimdir. Bazı babalar yabancılarla konuşmaya da izin vermiyor.

Bu da eğitimdir. Aile eğitimidir. Arkadaş seçimine dikkat edilmeli, çocuklar takip edilip nerelere gittiği gözlenmelidir ailesi tarafından. Okul önlerinde tek tek sigara satan tekel bayileri hatta uyuşturucu satıcıları da kol geziyor. Hem aileler hem okul yöneticileri hem de emniyet güçleri uyanık olmalıdır.

Okullarda her türlü bilgiyi verebiliriz çocuklarımıza. Bilgisayar, tablet kullanımında zirve yapabilirler. Ama kendi küçük sorunlarını çözemezlerse, yanlış arkadaşlar edinirlerse her şey boşa gitmiş olur.

Kış günlerinde okulların dağılış saatlerinde hava kararmış oluyor. Çocuklarımız, karanlıklarda tek başına kalmasın. Servis sürücüleri iyi araştırılsın. Kantinlerde çalışanlar iyi araştırılsın. Anne babalar, öğretmenler, okul yöneticileri kolluk kuvvetleri uyanık olmak zorundadır.

Okullar açılınca trafik yoğunlaşacak elbette, tüm sürücülere sabır diliyorum. Otobüslerde büyüklerin küçüklere saygı göstermesini istiyorum. İşe ve okula gitme, işten okuldan dönüş saatlerinde, toplu taşıma araçlarını daha az tercih etsin büyükler. Yorgun argın eve dönen çalışana ve ağır çanta altında ezilen öğrencilere, yer vermedi saygısız, diye afra tafra etmesinler. Unutmasınlar, onların otobüste bulunuşları keyfi, diğerlerininki zorunludur. Belediyelerin belli saatlerde sadece öğrencilerin bindiği servisleri olsa ne güzel olurdu. 

Herkes biliyor bunları. Ben yine de hatırlatayım dedim.

Tüm eğitim emekçilerine, öğrencilere ve anne babalara başarılı ve sağlıklı bir eğitim öğretim yılı diliyorum.

Leave a Comment

Your email address will not be published.