“Benim hayatım” diyebilmek için “kendi kararlarım, kendi seçimim” diyebilmek gerek. Kişinin kendi seçimleriyle ulaşacağı olumlu sonuç mutluluk, saygı ve özgüven getirecekse olumsuz sonuca da göğüs gerebilme cesaretini göstermek gerek. Kişinin hayatını sadece bedeni ile değil; kendi ruhu, aklı, fikri, kararları ve seçimleri ile de yaşaması gerek. Başkalarının seçimini yaşamak, başkalarının hayatını yaşamak demektir. Başkalarının hayatını yaşamak neredeyse hayatta var olamamak demek.. Hayatının sorumluluğunu alamamış ama artık almak isteyenler; öncelikle kendini tanımalı, ne istediğini bilmeli, hayattan ne beklediğini kesin olarak bulmalı. O vakte kadar kimin için yaşadığını, kimin kurallarına uyduğunu, kimin talimatlarını yerine getirdiğini, kimin robotu olduğunu net bir şekilde görmeli. O vakte kadar gerçekten mutlu olup olmadığını ya da ne zaman ve ne kadar mutlu olabildiğini kendine itiraf etmeli.. Benim hayatım diyebilmenin en önemli kriterlerinden biri de HAYIR diyebilmeyi bilmektir.. Toplumsal olarak ta en çok zorlandığımız konulardan biri hayır demeyi bilmemek. Hepimiz zaman zaman “hayır” demekte zorluk yaşayabiliriz. Uyum sağlayabilmek, reddedilmekten korunmak ya da yalnız kalmaktan endişe etmek gibi birçok sebebin sonucunda bu beş adet harften oluşan kelimeyi kullanmaktan kaçınırız. Elbette her tercihin bir sonucu olduğu gibi sürekli hayır demenin de bazı sonuçları vardır. Zaman zaman düşüncelerimizi veya duygularımızı özgürce ifade edemez, kendimizden ya da sınırlarımızdan taviz verir ve kendimizi tükenmiş, anlaşılmamış ya da kullanılmış hissetmiş bir halde bulabiliriz. Temel mesele hayır ya da evet yanıtını bilerek ve sonuçlarını düşünerek verebilmektir. Korku ya da endişelerden güç alan bir hayır ya da evet cevabı hayatımızın işlevselliğini etkileyecektir. Ayrıca daha sahici ve tatminkâr ilişkiler kurmamızın önünde engeller oluşturacaktır zira isteksiz ya da bilinçsiz bir şekilde evet demek sonrasında öfke ya da yorgunluk gibi duyguların birikmesine ve ilişkide kendimizi huzursuz ve mutsuz hissetmemize neden olur.

Hayır diyememenin nedenleri olduğu gibi hayır demenin de nedenleri vardır. Hayır demek için iyi nedenlerimize bakacak olursak kişiliğimizin kabul edilmesinde önemli bir adım olduğunu görebiliriz. Kişiliğimizi ise ihtiyaçlarımızı daha iyi tanıdıkça geliştiririz. Ayrıca hayır demek için nedenlerimiz konusunda ne kadar kendimizi tanır ve ihtiyaçlarımızı fark edersek iletişim içinde olduğumuz kişilere de bu durumu net bir şekilde ulaştırmamız mümkün olur. Bu durumu gerçekleştirmek söylemekten daha zordur. Zaman zaman “hayır” dedikten sonra cevabınızın “evet”e dönüşmesine neden olan şartlar ve durumlarla karşılaşırsınız. Bu tutarsızlık ise hem kendinize hem de muhatabınıza öfke duymanıza sebep olabilir. Üstelik bir sonraki “hayır” yanıtınız da tam bir ciddiyetle karşılanmayabilir. Özerk ve özgür bir birey olmanın yanında samimi ve güven üzerine kurulan ilişkilere sahip olmak istiyorsak hayır seçeneğini dikkate almalıyız. 

Hayır demekte zorluk yaşayanların kişilik özelliklerine bakıldığında ürkeklik, çekingenlik, değerlendirilme kaygısı, performans kaygısı, özgüvensizlik, kendini küçümseme ya da ya da kuşkuculuk göze çarpar. Bu durum davranışlarınıza edilgenlik, bağımlılık, kendini savunma konusunda güçlük çekme, düşüncelerini açıkça ifade etmede yetersizlik, tartışmaktan kaçınma, öfke krizleri ve üzüntü olarak yansır.

Değişimi başlatmadan önce hayır deme konusunda bir sorununuz olduğunu kabul etmek çok önemlidir. Elbette “hayır” deme konusundaki problemlerinizi hemen çözmek mümkün değildir. Her türlü alışkanlık ve davranış değişikliği gibi sabır ve zaman ister. Önce bunu kabul etmek önemlidir ve özellikle kendinize gerçekçi hedefler belirleyin. Bu hedefleri uygulamaya geçtiğinizde hazırlıklı olmanız gereken şeylerden biri de ötekilerin tepkileridir. İlk aldığınız tepki de vaz geçmemek önemlidir. 

Hayır demek konusunda bir sorununuz olduğunu kabul ettiğinizde yapmanız gereken şey bu sorunu hangi zamanlarda ve kimlerle birlikteyken yaşadığınıza bakmak olacaktır. Böylece kişi ve durumlara uygun hedefler belirlemek mümkün olur.  Hedeflerinizin bir kısmı uzun vadeli bir kısmı kısa vadeli olabilir. Uzun vadeli hedefleriniz için kendinize zaman tanımanız gerek. Bu süreçte sabırlı olmak ve motivasyonunuzu sürdürebilmek için kısa vadeli küçük ve basit yani yapılabilir hedefler ile başlamak akıllıca olabilir. Örneğin, bu size ikram edilen bir çikolataya “hayır” demek olabileceği gibi size önerilen yeni bir lezzete “hayır” dememek de olabilir. 

Kişisel hedeflerinizi belirledikten sonra kullanabileceğiniz birçok yöntem var. Aslında burada önemli olan, nasıl “hayır” dediğiniz. Sonuç olarak herkesin olduğu gibi, sizin de kendi öncelikleriniz ve ihtiyaçlarınız var. Hayır demek, kendi zamanınıza ve alanınıza verdiğiniz değeri onurlandırır. Hayır demenin yolları pek çok farklı durumda farklı bir yöntem olarak uygulanabilir. Örneğin, arkadaşınız sizden bir konuda yardım istedi. Normalde arkadaşınıza yardımcı olmaktan mutluluk duyarsınız ama o sırada kendinizi bunu yapacak güçte hissetmiyorsanız sadece “Hayır ama…” yöntemi ile yanıt verin. “Hayır, ama yarın sana yardımcı olmayı çok isterim” gibi bir yanıt hem içtenlik taşır hem de reddedilmeye neden olmadan başka seçenekler olduğuna işaret eder. Böylece karşınızdaki kişinin dikkati “hayır” yanıtından “ama”ya kayar ve “hayır”ın şiddeti azaltılmış olur. Elbette, “hayır”ın etkisini tamamen ortadan kaldırmamak önemlidir. Kararsız hayırlardan kaçınmak amacıyla kabul edemediğiniz şeyleri açıkça ifade etmelisiniz. 

Hayır demekte sorun yaşamamızın nedenlerinden biri de kaygıdır. Kendinize ve karşınızdaki kişiye yönelik iki yönlü bir kaygı. Muhatabınızın “hayır” yanıtına vereceği tepkinin ya da sizin bu tepkiyi yanıtlamak konusunda yetersiz olmanıza yönelik bir kaygı olabilir. Bu durumda sıkıntılarınızın büyük bir bölümü, kendinize ve başkalarına karşı olan güven eksikliğinden kaynaklanıyor olabilir. Başkalarına biraz daha fazla güvenirseniz, kendinize daha çok güvenirsiniz. Kendinize biraz daha fazla güvenirseniz, başkaları da size güvenirler.

Kaygıyı yenmenin yolu kendinize ve çevrenizdekilere yönelik güveninizi artırmaktır. Kendinize daha fazla güvenebilmek için şunları hatırlatabilirsiniz: 
• Her zaman ötekiler gibi düşünmek zorunda değilim.
• Hep onların istediklerini yapmak zorunda değilim.
• Ben de var olma hakkına sahibim.
• Hayır dediğimde beni seven kişiler yine de sevmeye devam eder. 
• Eğer hayır dediğimde bir dostum beni dışlarsa gerçek bir dost olmayabilir. 
• Hayır dediğimde belki gerçekten neden hayır dediğimi anlarlar. 
Kaygınızı azaltmak için vücudunuzu gevşetmeyi de deneyebilirsiniz. Nefes egzersizleri iyi bir gevşeme aracıdır. Böylece anksiyetenizi denetim altına alabilirsiniz. 

Hayır demeyi öğrenmek için kullanabileceğiniz diğer bir yöntem ise hemen “evet” ya da “hayır” dememektir. Örneğin, “Önce biraz düşüneyim, sonra sana cevap veririm” cümlesini kullanabilirsiniz. Bu cümle, “hayır” demekten çok, “belki” demek anlamına gelir. Eğer size teklif edilen şey ilginizi çekiyorsa ama henüz “evet” demek istemiyorsanız, bu cümleyi kullanabilirsiniz. Zira bazen modumuz çok iyi ya da çok kötü olabilir. Bu gibi zamanlarda hemen cevap vermek akıllıca olmayabilir. İhtiyacınız olduğunda bu tarz bir cevabı kullanabilir, iyice düşündükten sonra net cevabınızı verebilirsiniz..

Hayır kelimesini kullanırken yardım alabileceğiniz yöntemlerden biri de “ben” dilini benimsemektir. “Sen” dili suçlayıcı bir ton taşıyabilir. Örneğin, eşiniz siz rejimdeyken size kurabiye uzattığında “Böyle şekerli şeyleri yemen çok zararlı ya da rejimde olduğumu biliyorsun. Neden bana kurabiye uzatıyorsun” demek yerine “Hayır, teşekkür ederim, ben yemeyeceğim” diyebilirsiniz. Başka bir senaryo düşünelim. Mesela uzun saatlerdir işyerindesiniz ve patronunuz daha fazla şey yapmanızı istediğinde “Yapabilmek isterdim ama uzun zamandır bilgisayarın başındayım. Daha fazla çalışırsam verimli olmayabilirim. Başka bir çözüm bulabilir miyiz?” “Sen” dili kullanmadan “ben” ya da “biz” dilini kullanmak daha olumlu sonuçlar almanıza yardımcı olacaktır.  


Bazı insanlar için hayır demek daha zordur, bazı insanlara hayır demek de daha zor olabilir. Hangi tür insanların yanında hayır diyemiyorsunuz? Bu insanların ortak özellikleri var mı? Bu özellikler neler olabilir? Ortak özellikleri netleştirmek kendinize hayır deme konusunda bir plan yapma fırsatı verir. En etkili çözüm uçup giden düşünceleri yazıya dökmektir. Bu yöntem, onları ciddiye almaya, incelemeye ve gerekçelerini araştırmaya zorlayarak alternatif çözümler bulmanıza yardımcı olur. Doğru sözcükleri ve kimlere daha sık “hayır” demeniz gerektiğini masaya yatırmak sizi bundan sonraki adımlarınıza hazırlayacaktır. Bir “hayır”ın etkili olması için gerçek bir kararlılıkla desteklenmesi gerekir. Çürük temeller üstünde yükselen bir bina gibi içte sağlam bir kanıya dayanmayan bir “hayır”ın olumlu sonuçlara ulaşma şansı azdır; ilk fırsatta çöküntü yaşamak kaçınılmaz olacaktır..

“Kendi kalbine bakamayanın yaşamı bulanıktır. Kendi yüreğine bakabilme cesareti gösterenler gönlünün muradını keşfedenlerdir. Dışarıya bakan rüya görür, hayal dünyasında kaybolur, içeriye bakan uyanır, kendini keşfeder.”

Hayır diyebilmenin gücüyle yaşamına sahip çıkanlardan olmanız dileklerimle..

Leave a Comment

Your email address will not be published.