Eskişehir, ismi ile müsemma bir şehir. Çünkü tarihi M.Ö. 3 binli yıllara kadar gidiyor. Topraklarında onlarca medeniyet kök salmış. Kimler yok ki: Hititler, Frigyalılar, Lidyalılar, Persler, Makedonlar, Selevkoslar, Galatlar, Bergamalılar, Bizanslar, Selçuklular ve nihayet Osmanlılar… Eskişehir, Cumhuriyet dönemi için de çok önemli zira Kurtuluş Savaşı muharebelerinin üçü burada yaşandı. Yüzyılların tüm yaşanmışlığını üzerinde taşıyan bu eşsiz şehir aynı zamanda modernizmi de es geçmiyor ve Türkiye’nin en yaşanılabilir şehirlerinden biri olarak listenin en üst sıralarında yer buluyor. Yolunuz Eskişehir’e düşerse görmeden dönmemeniz gereken yerlerden bazılarını sizler için sıraladım.

SAZOVA PARKI’NDA ÇOCUKLUĞUNUZA GERİ DÖNEBİLİRSİNİZ

Parkın resmi adı “Eskişehir Bilim, Sanat ve Kültür Parkı” olsa da burası “Sazova Parkı” olarak ünlenmiş. Merkezi bir konumda olan Sazova Parkı, yeni Eskişehir Stadyumu’nun hemen yanında yer alıyor. 400 bin metre karelik bir alana inşa edilen park Eskişehir’in en popüler ve cazibeli yerlerinden biri olarak ziyaretçilerini ağırlıyor. Başta çocuklar olmak üzere her yaştan bireye hitap eden park; kültür, sanat, bilim ve eğlence alanlarının çokluğu ile dikkat çekiyor. Parkta gezebileceğiniz alanlar arasında Sabancı Uzay Evi, Bilim Deney Merkezi, Esminyatürk, Türk Dünyası Bilim, Kültür ve Sanat Merkezi, Eskişehir Hayvanat Bahçesi, Japon Bahçesi, Eti Sualtı Dünyası, yapay gölet, oyun alanları, Korsan Gemisi, Masal Şatosu gibi birçok yer bulunuyor. Ayrıca parkta restoran ve büfeler de mevcut. Hediyelik eşya almak isteyenler için de parkta birçok alışveriş imkanı sunuluyor.

MASAL ŞATOSU VE GÖRKEMLİ KULELERİ

Masal Şatosu, ziyaretçilerin Sazova Parkı’nda en çok ilgi gösterdiği yapıların başında geliyor. Zaten yapı, parkın sembolü durumunda ve görünümü nedeniyle Türkiye’nin Disneyland’ı olarak da biliniyor. İlk bakışta şatonun tasarımında Disneyland Paris‘teki türdeşinin örnek alındığını düşünebilirsiniz. Ancak işin aslı hiç de öyle değil. Şatonun tasarımına ülkemizin en ünlü 8 kulesi olan Galata Kulesi, Kız Kulesi, Burgulu Kule, Sindrella Kulesi, Adalet Kulesi, Ulu Kule, Çan Kulesi ve Yivli Kule ilham vermiş. Parkı ziyaret eden birçok kişi şatonun önünde fotoğraf çektirmekle yetiniyor. Ancak giriş katına da uğramadan dönmeyin. Çünkü burada “Sihirli Elma” isimli bir kafeterya ve hediyelik eşya dükkânlarının yanı sıra çocukların ilgisini çekecek çeşitli masal kahramanlarının heykelleri var.

KORSAN GEMİSİ

Sazova Parkı’nda, Masal Şatosu’nun ardından en dikkat çekici bölüm olarak Korsan Gemisi öne çıkıyor. Göletin hemen yanı başındaki gemi her ne kadar “Korsan” konsepti ile dekore edilmiş olsa da tasarımında daha gerçekçi bir hikayeye sadık kalınmış. Burada gördüğünüz gemi, 1620 yılında ABD’ye yerleşme hayalleri kuran Pilgrimler’in İngiltere’den başladıkları yolculuklarında Atlantik’i aşmak için kullandıkları Myflower isimli gemiden örnek alınarak yapılmış. Gemi Müzesi adıyla da anılan parkın bu bölümünde; kaptan köşkü, zindan ve kiler olarak tasarlanmış kısımlar ziyarete açık tutuluyor. Geminin içinde kullanılan hamaklar, fıçılar ve çeşitli malzemeler sayesinde ortam gayet gerçekçi hale getirilmiş.  

ESKİŞEHİR DENİNCE AKLA İLK ODUNPAZARI EVLERİ GELİR

Kentin tarih kokan nostaljik merkezi Odunpazarı, Eskişehir gezilecek yerler listesinin de ilk sırasında bulunuyor. Evleri, çarşısı, sokakları, türbeleri, müzeleri, insanları ve genel tarihi dokusu ile Eskişehir’in mutlaka gidilmesi gereken yerleri arasında. UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde bulunan, özünü koruyan ama aynı zamanda turistik açıdan çok ilgi çeken yerlerden biri Odunpazarı. Kentin güney tepelerinde inşa edilmiş olan bu tarihi bölgede özellikle Osmanlı mimarisini yansıtan evler çok ilgi çekiyor. Odunpazarı’na karakteristik bir özellik kazandıran ve Osmanlı mimarisini yüzyıllar öncesinden günümüze taşıyan tarihi evler çok iyi korunmuş. Cumbalı, rengarenk ve birbirlerine yapışık olan Odunpazarı Evleri dönemsel olarak restore ediliyor. Yenilenen evlerin bir kısmında hala yaşayan insanlar var ama çoğu restoran, kafe, müze, dükkan olarak kullanılıyor. 2-3 katlı olan evler dar sokaklar boyunca yan yana dizilmiş. Odunpazarı’nın geleneksel evleri turistik açıdan çok etkileyici bir atmosfer yaratsa da bölgede görebileceğiniz daha birçok yer var. Kentin ilk yerleşim yeri olarak bilinen ve tarihi milattan önce 1400’lü yıllara uzanan Odunpazarı’nda Kurşunlu Camii ve Külliyesi, Lületaşı Müzesi, Atlıhan El Sanatları Çarşısı, Balmumu Heykeller Müzesi, Modern Müze, Çağdaş Cam Sanatları Müzesi, Şelale Park, Osmanlı Evi, Cumhuriyet Tarihi Müzesi gibi yerleri de ziyaret edebilirsiniz.

KURŞUNLU CAMİ VE KÜLLİYESİ

Odunpazarı bölgesinin en önemli yapılarının başında Kurşunlu Camii ve Külliyesi geliyor. Burası Kanuni Sultan Süleyman’ın vezirlerinden Çoban Mustafa Paşa tarafından 1525 yılında Mimar Acem Ali’ye yaptırılmış şehrin önemli dini yapılarından. Külliyenin cami dışındaki bölümleri günümüzde El Sanatları Çarşısı, Sıcak Cam Üfleme Atölyesi ve Lületaşı Müzesi olarak hizmet veriyor.

LÜLE TAŞI MÜZESİ

Kurşunlu Külliyesi içinde yer alan Lületaşı Müzesi, alanında dünyanın önde gelen müzelerinden. Eskişehir’in simgelerinden olan lületaşının ham halinin ve çeşitli sanatçılar tarafından işlenerek birbirinden güzel objelere dönüştürülmüş hallerini bu müzede inceleyebilirsiniz.

ATLIHAN EL SANATLARI ÇARŞISI

Bölgedeki bir diğer tarihi yapı olan Atlıhan El Sanatları Çarşısı, 1850’li yıllarda bölgenin ileri gelenlerinden Takattin Bey tarafından han olarak yaptırılmış. Zamanında Eskişehir’e gelenlerin hem kendilerinin hem de hayvanlarının konakladıkları han günümüzde turistik bir çarşı olarak hizmet veriyor. Başta lületaşı olmak üzere şehre özgün yöresel hediyeliklerinin satışının yapıldığı çarşıda kendinize ve sevdiklerinize birçok hediye bulabilirsiniz.

YILMAZ BÜYÜKERŞEN BALMUMU HEYKELLER MÜZESİ

Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi, yurt dışında bulunan ünlü Madame Tussauds Müzeleri’nin bir benzeri. 2013 yılında Odunpazarı Evleri’nin bir tanesinde hizmete açılan müzede 200’e yakın balmumu heykelin yanı sıra Kurtuluş Savaşı ve çeşitli dönemlere ait bazı objeler de sergileniyor. Müzede; Kemal Sunal, Barış Manço, Şener Şen, Cüneyt Arkın gibi birçok önemli şahsın balmumu heykellerini inceleyebilir, heykellerle birlikte fotoğraf çektirebilirsiniz.

ODUNPAZARI MODEN MÜZE (OMM)

2019 yılında ziyaretçilere kapısını açan Odunpazarı Modern Müze (OMM) yalnızca Odunpazarı’nın değil Eskişehir’in en önemli sanat merkezlerinden bir tanesi. Erol Tabanca’nın yönetim kurulu başkanı olduğu Polimeks tarafından şehre kazandırılan müzede yerli yabancı birçok sanatçının eserleri sergileniyor. Müzede geçici ve kalıcı sergilerin yanı sıra kafe, otel ve mağaza yer alıyor.

ÇAĞDAŞ CAM SANATLARI MÜZESİ

Balmumu Heykeller Müzesi’nin hemen yanındaki Çağdaş Cam Sanatları Müzesi’nde yerli yabancı yüz kadar eser sergileniyor. Anadolu Üniversitesi, Büyükşehir Belediyesi ve Cam Dostları Grubu‘nun ortak çalışmasıyla meydana gelen müze; cam sanatının tanıtıldığı en önemli müzeler arasında yer alıyor.

OSMANLI EVİ (YEŞİL EFENDİ KONAĞI)-MUSTAFA KEMAL BURADA KONAKLADI

Osmanlı Evi ya da asıl adı ile Yeşil Efendi Konağı, 1890 yılında bölgenin ileri gelenlerinden Halil İbrahim Efendi tarafından yaptırılmış güzel bir konak. Kurtuluş Savaşı sırasında Mustafa Kemal Atatürk’ün Eskişehir’i ziyareti sırasında burada konaklaması evin tarihsel önemini arttırıyor. Kurşunlu Külliyesi’nin hemen arkasında yer alan konak, günümüzde Odunpazarı Belediyesi Turizm Ofisi olarak kullanılıyor.

CUMHURİYET TARİHİ MÜZESİ

Odunpazarı bölgesinde yer alan önemli müzelerden biri olan Cumhuriyet Tarihi Müzesi, Balmumu Heykeller Müzesi’ne yakın bir konumda yer alıyor. Müze binası 1916 yılında Numune Mektebi olarak yapılmış. Günümüzde Cumhuriyet Tarihi olarak hizmet veren yerde, Kurtuluş Savaşı ile ilgili çeşitli objeler, Atatürk’ün çeşitli özel eşyaları, Çanakkale ve Sakarya Savaşlarına, Kongrelere, İnönü Savaşlarına, Büyük Taarruza, Cumhuriyetin ilk yıllarına ait 131 fotoğraf ile Cumhuriyet Dönemi’nde önemli hizmetleri olan gemilerin maketleri sergileniyor.

YAĞCIZADE KONAĞI (ATAOL BEHRAMOĞLU KİTAPLIĞI)   

Bu konak 1754 yılında zengin bir yağ tüccarı tarafından yaptırılır. Yağ tüccarının eşi bir hastalıktan ölünce kızı da aynı hastalığa yakalanabilir korkusuyla evden dışarı çıkmasını yasaklar ve kızı sıkılmasın diye de konağa cihannüma denilen bir seyir terası yaptırır. Konak günümüzde Ataol Behramoğlu Kitaplığı’na dönüştürülmüş.

Odunpazarı bölgesinde gezilip görülmeye değer daha pek çok yer bulunuyor. Onlardan bazıları: kadın girişimciler tarafından işletilen, Eskişehir el sanatları ürünleri atölyeleri ve dükkanlarının yer aldığı Kırkambar Çarşısı, Mestanoğlu Halil Konağı’nda yer alan ve Kurtuluş Savaşı’na dair objeler ve dökümanların sergilendiği Kurtuluş Müzesi, Gazeteci Tayfun Talipoğlu’nun daktilo koleksiyonunun yanı sıra Eski Başbakanımız Bülent Ecevit gibi farklı isimlerin de daktilolarının sergilendiği Tayfun Talipoğlu Daktilo Galerisi, doğal ve şifalı su kaynaklarına sahip çeşitli hamamların yer aldığı Hamamyolu Bölgesi.

KENTPARK

Eskişehir’de deniz mi var? Hayır, yok! Ama Eskişehir’in bir plajı var. Türkiye’nin ilk yapay plajı! Özellikle sınırları içindeki yapay plajla ünlenen Kentpark “Eskişehir gezilecek yerler” listesindeki en öncelikli turistik noktalardan biri. Yapay plajda gerçek deniz kumu bulunuyor. Porsuk Çayı’nın kenarındaki plajda yazın yer bulmak ise oldukça zor. Ayrıca plajın orta bölümünde olimpik bir yüzme havuzu da var. Park toplamda 300 bin metrekarelik bir alana sahip. Açık yüzme havuzları ve yapay plajın dışında kafe-restoranlar, hediyelik eşya satan dükkanlar, yapay bir gölet ile at çiftliği de parkın gezebileceğiniz diğer önemli alanları arasında.

ESKİŞEHİR’İN HAMAMLARI

Eskişehir, modernizm ile geleneksel unsurları en güzel şekilde harmanlayan şehirlerden biri. Şehirde sadece Türkiye’de değil dünya standartlarında birçok müze ve bilim-sanat merkezi yer alırken aynı zamanda Anadolu’ya ait birçok unsur da Eskişehir’e ayrı bir sıcaklık veriyor. Tarih boyunca çok sayıda medeniyete ve devlete ev sahipliği yapması nedeniyle onlardan kalan geleneksel mekanlara, yapılara da sahip çıkmış Eskişehir. Özellikle şehrin Osmanlı Dönemi’nden kalma hamamları oldukça meşhur. Hatta Eskişehir denildiğinde çoğu kişinin aklına illa ki hamamlar da geliyordur. Termal kaynaklar ve şifalı sular bakımından çok zengin olan kentte hamam keyfi yapmak da başlı başına bir gelenek halini almış. Eskişehir’e gelmişken siz de kentin popüler hamamlarında rahatlayabilir, yorgunluk atabilirsiniz.

ETİ ARKEOLOJİ MÜZESİ

Eskişehir ETİ Arkeoloji Müzesi, Türkiye’de özel sektör desteğiyle kurulan ilk müze olma özelliği taşıyor. 2007 yılında müze inşaatı sponsorluğunu ETİ Şirketler Grubu üstlenmiş. 2010’da yaklaşık 4 bin metrekarelik bir alana yayılan yeni binanın inşaatı tamamlanmış ve 2011’de halka açılmış. İçinde Neolitik, Kalkolitik, Tunç, Hitit, Frig, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden derlenmiş 2 bin kadar eser sergileniyor. Müzedeki en özel eserlerden biri, yaklaşık 4 bin yıl önceden kalma Eskişehir ile Mezopotamya arasındaki ticari ilişkilerin kanıtı, dünyadaki ilk lületaşı mühür.

ÇİBÖREK YEMEDEN DÖNMEYİN!

“Eskişehir’de ne yenir?” sorusuna tereddüt etmeden Çibörek diyebiliriz. Eskişehir tarihi boyunca pek çok milletin gelip yerleştiği bir coğrafya. Dolayısı ile mutfak kültürü de bu çerçevede şekillenmiş. Özellikle Balkanlar’dan ve Kırım’dan göç edenlerin etkisi çok fazla. En popüler yöresel lezzetlerin başında da Kırım Tatarları’nın yöreye kazandırdıkları çibörek geliyor. Tatarlar, lezzeti ile adeta bağımlılık yaratan bu hamur işine Şuberek, Çiberek, Şırbörek gibi isimler de vermiş. Kıpçak lehçesinde “lezzetli börek” anlamına gelen tarif, ülkemizde ise genelde “çiğ börek” şeklinde yanlış yazılıyor ve telaffuz ediliyor. Çibörek’in asıl tarifinde az yağlı kıyma ve ince kıyılmış kuru soğan kullanılıyor. Tabi isteyen için peynirli olarak da hazırlanabiliyor. Börekler bol yağda kızartılarak pişiriliyor. Ancak genel kanının aksine iyi yapılmış bir çibörek asla fazla yağ çekmiyor ve çıtır çıtır oluyor.

NASREDDİN HOCA’DIN MEMLEKETİ

Eskişehir’in en önemli tarihi kültürel değerlerinden biri de hiç kuşkusuz Nasreddin Hoca’dır. Nasreddin Hoca milli kültürümüze mal olmuş bir halk filozofudur. Türk-İslam Kültürü filozoflarından, büyük bilge ve gülmece ustası Nasreddin Hoca, 1208 yılında Eskişehir’in Sivrihisar İlçesi’ne bağlı Hortu Köyü’nde, şimdiki adıyla Nasreddin Hoca Mahallesi’nde dünyaya geldi. İlk eğitimini din adamı olan babasından alan Nasreddin Hoca daha sonraları Sivrihisar ve Konya Medreseleri’nde öğrenimine devan etti. Öğrenimini tamamlamasının ardından bir süre Akşehir’de ikamet etmiş daha sonra Anadolu’nun çeşitli yerlerinde hocalık, katiplik, müderrislik, kadılık ve mahkemelerde bilirkişilik yapmıştır. Fıkralarının tamamında sağlam bir dünya görüşü olan Nasreddin Hoca, efsaneleşmiş bir halk insanıdır. Sivrihisar Ulu Cami avlusunda yapılan kazı çalışmalarında bulunan taş mezar sandukanın önceleri Nasreddin Hoca’nın oğlu Ömer’e ait olduğu düşünülmüş fakat yapılan son çalışmalardan sonra sandukanın Nasreddin Hoca’ya ait olduğu anlaşılmıştır. Sivrihisar, Nasreddin Hoca’nın hem doğumuna hem de ölümüne tanıklık eden topraklar olması bakımından önemlidir. Sivrihisar’da Nasreddin Hoca’nın Eskişehir’le bağını gösteren evinin dışında, son yapılan kazılarda mezarı da bulunmuştur.

Leave a Comment

Your email address will not be published.