Denizli’nin resim ve heykel sanatı alanına büyük hizmetlerde bulunmuş, kendisi de ressam olan bir üstadımızla birlikteyiz. Sevgili Celal Günaydın, 1985 yılında Denizli Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürü olarak atanmasından bu yana şehrimize pek çok hizmetlerde bulundu. Denizli’nin ilk resim ve heykel atölyesini açtı ve altı binden fazla öğrenci yetiştirdi. Sanat hayatına faal olarak devam eden sevgili Celal Günaydın ile siz değerli okurlarımız için keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.  

Still Life Dergisi: Sevgili Celal Günaydın, 1985’den beri Denizli’de olduğunuzu biliyorum. Bir büyüğümüz, sevgili Abdulgaffar Nemutlu demişti ki: “Celal Günaydın Denizli’de sanat adına, resim adına heykeli dikilecek adamdır.” Ben de sonuna kadar katılıyorum. Resim sanatında atölyeciliği belki Denizli’ye ilk getirenlerden birisiniz. Kendinizden söz eder misiniz?

Celal Günaydın: Evet, ben aslen Erzurumluyum. Sözünü ettiğiniz tarihten bu yana Denizli’de yaşıyorum. Denizli Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürü olarak atandıktan sonra hiç boş durmadım. Öncelikle bir camianın oluşması için baya gayret ettim. Sonra dernekleştik. Buradaki resim yapanlarla birlikte, resme ilgi duyanları hobi olarak gelmek isteyenleri ya da güzel sanatlar fakültelerine hazırlanmak isteyenler için ortamlar, atölyeler açtım. Hem resim hem de heykel atölyeleri. Yaklaşık bu güne dek altı bin dolayında öğrencimiz oldu. Derneğimizde Türkiye’nin bütün büyük sergilerini, bütün büyük yarışmalarını ve önemli grup sergilerini getirmeye çalıştım. Yaklaşık görev yaptığım süre içerisinde yedi yüzden fazla sergi, yarışma sergisi ya da banka koleksiyonları geldi. 

S. L. Dergisi: Hatırlayabildikleriniz var mı?

C. Günaydın: Tabii ki! Ankara Kadın Ressamlar Derneği’nden, üniversitelerin öğretim görevlilerinin resim gruplarına varıncaya kadar. Mimar Sinan Üniversitesi, 9 Eylül Üniversitesi, Süleyman Demirel Üniversitesi, Ankara Kadın Ressamlar Derneği İz Grubu bunlardan bazıları aklama gelen.

S. L. Dergisi: Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nde gerçekten çok güzel sergiler açılıyordu ve öğrenci de yetiştiriyordunuz.

C. Günaydın: Evet, hem üniversitelere hazırlık hem de hobi amaçlı resim sanatına ilgi duyanları doğru olarak yönlendiriyorduk.

S. L. Dergisi: Kaç öğrenciniz oldu acaba bugüne dek?

C. Günaydın: Bugüne kadar altı bin dolayında öğrenci rahlemizden geçti diyebiliriz. Bunların bir kısmı resim öğretmeni oldu. Denizli’deki resim öğretmenlerinin tamamına yakını öğrencimiz diyebiliyorum. Onunla gurur duyuyorum. Zaten ilk defa atölyeyi biz açmıştık. Devletin açtığı o atölyeye gelenlerle birlikte 1986’dan itibaren devamlı çoğalıyordu. Daha sonra Açı ve Erke sanat galerileri açıldı. Sonra güzel sanatlar liselerine ya da fakültelerine hazırlık için onlara öğrenci gönderdik.

S. L. Dergisi: Şemsioğlu’da geliyordu değil mi?

C. Günaydın: Evet, Şemsioğlu geliyordu. 1987 yılının ilk aylarında atölyeye onun ismini verdik. Çünkü Çallı’dan sonra Denizli’deki en önemli ressamlardan birisi. Cevdet Ahmet Şemsioğlu Atölyesi koyduk adını.

S. L. Dergisi: Peki yağlıboya mı sulu boya mı?

C. Günaydın: Tabi mutlaka her teknik kendi içerisinde iyi yapılırsa doğrudur. Her ikisini de seviyorum. Önceleri yağlı boya yapıyordum. Ama yaklaşık son 35-40 yıldır hep sulu boya resim yapıyorum.

S. L. Dergisi: Sulu boya resim yapıyorsunuz ve sulu boya ressamı da yetiştiriyorsunuz.

C. Günaydın: Yönlendirdiğim çok öğrenci oldu.

S. L. Dergisi: Sevdiğiniz ressamlar diye sıralamak istesek yerlilerden kimleri sıralayabilirsiniz?

Geçmişte okuduğumuz sanat tarihinden ve resimlerinden bildiğim Rembrandt’ı ışığın ustasını çok severim. Yerli ressamlardan da birçok ressamı seviyorum. Cevdet Şemsioğlu da bunlardan biri. Ali Candaş, Zeki Serbest başlıca sayabileceklerim. Eskilerden başta tabi Çallı’yı ve empresyonist kuşağı, Çallı kuşağını sayabiliriz.

S. L. Dergisi: Burada çeşitli etkinlikler oldu. Yurt dışından gelenlerde oldu. 

C. Günaydın: Evet. 1989, 1990 ve 1991 yıllarında uluslararası sanat kolonisi yapıldı. Ali Marim zamanında. O uluslararası sanat kolonilerinin içinde oldum. Hala devam ediyorum. Yaklaşık bugüne kadar yüze yakın sanat çalıştayı ya da kolonisine sanatçı olarak katıldım. İstanbul’a çağırıyorlar. İstanbul’a gidiyorum. Olimpos’a çağırıyorlar. Olimpos’a gidiyorum. Ya da İzmir’e çağırıyorlar İzmir’e gidiyorum.

S. L. Dergisi: Önümüzde başka etkinlikler var mı?

C. Günaydın: Yakında Bilkent Üniversitesi’nin uluslararası bir resim çalıştayı var. Bilkent Uluslararası Sanat Günleri. Oraya davet edildim. Ancak Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle Eylül ya da Ekim ayına ertelendi. Tarih şu anda belli değil. Bundan sonra oraya katılacağım ama onun dışında başka çalıştaylarda olacak.

S. L. Dergisi: Peki çalıştayda neler yapılıyor?

C. Günaydın: Çalıştayda yerli ve yabancı çok sayıda ressam geliyor. Farklı tekniklerden. Yani kimisi sulu boya yapıyor, kimisi yağlı boya yapıyor, kimisi akrilik, kimisi daha kromatik şeyler. Onlarla birlikte bir dayanışma içerisinde hem birbirimizle tanışarak, hem yeni teknikler görerek, herkes kendi çizgisini göstererek, resim üretiyoruz. Çalıştayların amacı yapılan yerde ilerde müzeleşmeye dönük, etkinlikler olduğundan birer resim de onlara bırakıyoruz tabi. Ve yerli yabancı farklı tekniklerde farklı konularda çok sayıda eser üretiliyor.  

S. L. Dergisi: Peki bir de workshop yapıyorsunuz.

C. Günaydın: Herkes canlı çalışıyor. Kimi bakarak, kimisi hayali kişi ve konusu neyse duruşu neyse ona göre.

S. L. Dergisi: Romanların bir sözü var: “Keman çalamadığı için mühendis oldu.” diyorlar.

C. Günaydın: Evet, tüm ailem biliyorsunuz sporcu, güreşçi. Beni çok zorladılar, abim ferdi spor yapmamı istiyordu. Baskı da yaptı. Kişi neyse odur işi. Resim yapacağım, resim okuyacağım dedim. Resimden başka bir şey düşünmüyordum ve bildiğim yolda gittim. Ankara Gazi Eğitim Resim Bölümü’nü okudum. Buradan 1978 yılında mezun oldum. 5-6 yıl birkaç ortaokul ve lisede çalıştım. Daha sonra güzel sanatlar genel müdürü benim resimlerimi Ankara’da gördü. Kültür Bakanlığı’na geçmemi istedi. Geçtim ve buraya atandım müdür olarak. Burada çalıştım, burada okudum. Çocuklarım da babalarını takip edip güzel sanatlar okudu. İki kızım grafik, oğlum da moda tekstil tasarım okudu. Şuanda hepsi çalışıyorlar.

S. L. Dergisi: Denizli’de resmi nasıl görüyorsunuz? Türkiye’de nasıl gidiyor? Dünyada nasıl gidiyor? İlerleme mi var, gerileme mi? Gelişen teknoloji ile birlikte resim sanatında bir değişim oldu mu?

C. Günaydın: Toplumları uçuran iki kanat var. Bunun birisi bilim ve teknoloji, o insanın rahat yaşaması için. Resim, müzik heykel güzel sanatların her türü yani sanat diğer kanadı. O da insanların mutlu olması için. Lakin son yıllarda sanatla ilgili kimi kurumlar, benim kurumum da başta olmak üzere kapatıldı. Ve biraz daha zanaata yönelmesi sonrası genelde şunu söylüyoruz. Ressam çok, resim yok. Ressam çok, resim az. Bu şu demektir. Kopyaya yönelindi. Erbabı olmayan kişiler, bu işlerin yöneticisi ve öğreticisi oldu. Süsleme sanatlarına özellikle insanlar yönlendirildi. Ve bu konuda üretimler yapılıyor. Ancak şunu söyleyebilirim plastik sanatlar tüm dünyada da öyledir. En az para kazanılan bir branştır. Ve bu nedenle plastik sanatlar yani güzel sanatlar yani resim, heykel gibi sanatlar ve bunların kavradığı sanatlar vergiden muaftır. Para kazanamadığı için. Şu söylenebilir biz biraz öksüz ve yetimiz. Yani destek görmeli. Yerel yönetimler ya da idareler ya da sponsorlar vasıtasıyla güçlendirilebilir. Bu önemli bir şey. Mesela ben 42 yıldır resim heykel arıyorum hocam. İstanbulda da galericilik yaptım. Resimden kazandığım parayla resim alıyorum. Yarısı da antika. 120’den fazla yarısı antika olan resmim var. Bir sponsor arıyorum. Biri sahip çıksa, bize bir bina verse, içinde ötelyelerin olduğu, her ay önemli birinin resim sergisini yapabileceğimiz bir sanat merkezi yapmak istiyorum. Her şeyimiz hazır ama henüz böyle birini bulamadık. Tabi dünyada bizden gelişmiş, özellikle Avrupa çok bizden ilerde. Denizli’nin nüfusu 650 bin. Yüz bin nüfuslu birçok kasaba ve ilçede dikkat buyurun yüzden fazla müze var. Avrupa’da herhangi bir kentte. Hollanda’da köyde bile 8-10 tane müze vardı. Biz burada içimizde de 5-6 tane profesör vardı üniversitenin resim bölümündeki hocalar dışardan kişiler var, emekliler var. Toplam 32 kişiyiz. 32 kişi bir dilekçe yazdık. Vilayete ve belediyeye. Efendim bize boş bir yer gösterin, sizinle görüşmek istiyoruz dedik. Beş kişilik bir komisyon oluşturduk ama henüz kimseyle görüşmeyi başaramadık. Öksüz ve yetimden kastettiğim bu.

S. L. Dergisi: Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

C. Günaydın: Bir takım destekler ve ilgiler istiyoruz. Bu destek ve ilgiler olursa daha doğru yönlendirilir her şey. Her şey daha güzel olur. Biz resimden vazgeçmeyeceğiz tabi. Resim yapmaya devam edeceğiz. Çünkü bizim mutluluğumuz bu. Müzikle hobi olarak ilgiliyim. 8-10 enstrüman çalıyorum. Ama birinci derecede şu anda önde ud ve kanun var. Arkadaşlarla bir araya gelip icra ediyoruz. Keyifli anlar geçirmek için.  

Leave a Comment

Your email address will not be published.