Nickolas Muray’ın objektifinden Frida Kahlo, “Diken Kolyeli ve Sinek Kuşlu Otoportre”tablosu ile.

“Ben Frida Kahlo (Magdalena Carmen Frida Kahlo Calderon). Beni çokça başımda çiçekler ve geleneksel kıyafetlerim içinde fotoğraflarımın basılı olduğu tişörtlerde tanıdınız ya da bilmem hangi hediyelik eşyanın üstünde gördünüz yüzümü. Bu popüler mecrada rengârenk siluetim, erkeksi bakışlarım; bir martıyı anımsatırcasına hür ama sert kaşlarımla akıllara kazınmış oldu. Ki popüler olmak isteği şöyle dursun; kırmızı rujum ve ben Meksika’nın kızıl devrimci duruşunu tasvir ettik tek bir kadın bedeninde. Devrimin yanı sıra acılar, ıstırap dolu yılar, ameliyatlar, hayal kırıklıklarım ile tuvallerde can buldu hayatım. Güçlüydüm, aykırıydım, diktim, tektim ama hiç tahmin edemedim yıllar yıllar sonrasında sanat dünyasında Dieogo’dan daha da çok tanınacağımı. Çünkü ben sadece acıyı resmetmedim duvarlara, ben acının ta kendisi oldum. Oysaki sizler giysilerime baktınız sadece, onca renk cümbüşü ardında yıkık kalbimi hiç ama hiç göremediniz. Sadece bir ressam olmadım, çokça okudum, çokça sorguladım, çokça isyan ettim, göğsümü siper ettim haksızlıklara. Devrimin bayrağını giydim parça parça, delik deşik olmuş bedenime.  Ne sızlandım ne de pes ettim. Biliyordum çünkü yol belli, tek başıma dahi yürüyecek olsam yine de yolumdan dönmezdim. Öyle de oldu. İnandığım tüm gerçekleri kutsal kitap saydım, fırçamı ise kılıç kuşandım aksak bedenimle, dünyaya meydan okudum. Ve resmettim, resmettim, resmettim ta ki 47 yaşıma kadar.  Kalbimin derinliklerindeki bir parça umut zerresi ile işte karşınızdayım. Çünkü ben Frida’yım. Frida demek; barış demek,  huzur demek, güzellik demek,  sevgili, sevilen… demek. Ben hepsinden bir parça ile tarifini sizlere yaşatmak için yaşadım. Barış ve huzur için Meksika dâhil tüm ezilen toplumların dili oldum. Bilinen güzelliğin tasvirine inat, bildiğim güzellikle ayakta kalmaya ısrar ettim. Çok sevdim. Çok da sevgi dilendim. Sevildim belki de ama hep eksik hissettim. Ben Frida, başımda kocaman çiçeklerle özgürlüğe inanan herkese, elimde keskin fırçam ve sonsuz sevgimle herkese selam olsun”(Bahar).

Frida ve Ailesi

“6 Temmuz 1907’de Meksika’da Macar Yahudisi fotoğrafçı Wilhelm Kahlo ve Kızılderili asıllı Matilde Calderon Gonzales’in dört kız çocuğundan üçüncüsü olarak dünyaya geldiğimde;   Magdalena Carmen Frida Kahlo Calderon, ismiyle kutsandım. Ama benim esas doğum günümü sorarsanız;  kabul ettiğim,  7 Temmuz 1910’dur. Meksika Devrimi’nin gerçekleştiği gün, ben de Meksika’yla birlikte yeniden küllerimden doğdum.

6 yaşımda geçirdiğim çocuk felcinden sonra aksak bir sağ bacak sahibi oldum. Tahta bacak Frida lakabımla yine de hayata tutundum. Pantolonumun altında gizlediğim bacağım ile tam bir erkek çocuğu olarak büyüdüm. Babamın çok istediği ama hiç sahip olamadığı, hep özlem duyduğu oğlu yerine geçtim. Meksika’da Ulusal Hazırlık Okulu Tıp Eğitimi Bölümü’ne kabul edilen ilk kız öğrencilerden biri olmama karşın sanat, felsefe ve edebiyat ile olan bağımı ise hiç koparmadım. 17 Eylül 1925 yılında sevgilim Alexander ile henüz bindiğim tramvayın, bir otobüsle çarpışmasıyla hayatım değişti. Onlarca kişinin ölümünün yanı sıra beni yıllarca yatağa bağlayacak paramparça vücudumla tanıştım. Bu kez ölürüm dediğim anda başlayan 30 küsur ameliyatla,  yapboz gibi yeni bir Frida’ya dönüştüm”(Bahar).

Acılar geçicidir ama her sevinç en derin sonsuzluğa uzanır” (Frida).

Çelik korseler içinde tutunduğum hayat, sadece yemek için doğrulabildiğim bir yataktan başka bir şey değildi artık. Artan acılarım ve ağrılarımla birlikte her şey, zamanla daha da kötüleşti, kazadan sonra ilk sevgilim dönmemek üzere beni terk etti. Ardından o güne değin tüm birikimlerimizi, kitaplarımız, eşyalarımız benim tedavi giderlerim için babam ve annem gözden çıkarmak zorunda kaldı. Hepsi tek tek satıldı. Babam beni ve var olan umudumu da kaybetmemek için bir gün, eve dev bir ayna ile geldi. O kocaman ayna yatağımın üstünde, tavanımdan bana doğru açılan bir pencere oldu. Dışarı çıkamıyordum, yürüyemiyordum ama bu durum kendime olan yolcuğuma engel değildi. Resimler yaptım ama hiç ağlamadım. Her gün kendime baktım; yaralarıma, vücudumdaki çivilere, o çelik korseye. Ve acılarımı sevmeye karar verdim, olan her şeyi bağışladım. Yeni Frida’yı da kabul edip her gün boyalara bulandım. Nihayet iyileşiyordum artık, gün gün dakika dakika…  Sanat ne de iyi gelmişti. İşte artık ayaktaydım, yürüyebiliyordum”(Bahar).

“Kırık Sütun” Masonit Üzeri Yağlıboya, 43 X 33 Cm Dolores Olmeda Koleksiyonu.

“Yaralı Geyik”,  Masonit Üzeri Yağlıboya. 22.4 X 30 Cm, Teksas Carolyn Farb Houston Koleksiyonu

 “Hayat yeni başlıyordu benim için… Yatağa bağlanmamın en iyi tarafı, acılarımla tanışmam oldu benim. Okudum, yazdım, çizdim. Şimdi sıra, bunları paylaşmaya gelmişti. Kentteki büyük bir şapelde bir duvar resmi üzerine çalıştığını bildiğim, Diego Riviera’ya çalışmalarımı göstermeliydim. Ve bu da gerçekleşti ama bir kez daha kendimi kaybetmemle sonuçlandı. Üstelik onun gözlerinde… Sanat, politika, özgürlük konuşabildiğim bu koca adam benim için muhteşemdi. Bizi birbirimize yakıştıramayanlar için biz; yan yana gelmiş, bir güvercinle bir fil gibiydik onların gözlerinde. Oysa o kadar mutluydum ki. Ve 21 Ağustos 1929’da evlendik. Çok seviyordum onu ve onun tarafından da sevildiğimi hissediyordum. Ama hissettiğim başka bir şey daha vardı; Diego’nun gözlerinde… başka kadınlara olan ilgisi”(Bahar).

          Diego ve Frida ,  “Seni sevmeye başladığım o günden beri acı çeken bir yüreğim var”(Frida)

“Hayatımda iki büyük kaza geçirdim; biri Diego’ydu ve diğerinde ise bir tren az daha beni öldürüyordu. Diego kesinlikle çok daha yıkıcıydı”(Frida).                            

“Bir bebek doğmadı bugün. İçimde kalbinin atışını duyduğum bir canlının ( ki doğsa ona Leonardo ismini verecektim) bile isteye doğumunu engelledim. Ah, çok kızgın ve kırgınım Diego, neden bunları bana yaşattın ?”(Bahar).

Frida Kahlo Kesik Saçları ile Kendi Portresi- 1940 -Museum of Modern Art- New York (Canlandırma)

Ah Diego nasıl da vazgeçemiyorum senden. “Başlangıç Diego… Yapıcı Diego… Çocuğum Diego… Ressam Diego… Babam Diego… Oğlum Diego… Sevgilim Diego… Kocam Diego… Dostum Diego… Anam Diego… Ben Diego… Evren Diego…”(Frida)

 “Senden niye vazgeçtim Diego! Kötü günümde yanımda olmadığın zaman vazgeçtim. Canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını, kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım zaman vazgeçtim. Bana yalan söylediğini anladığım zaman vazgeçtim. Gözlerime baktığında kalbinle bakmadığını ve bana hala söylemediğin şeyler olduğunu hissettiğimde vazgeçtim. Her sabah benimle uyanmak istemediğini, geleceğimizin hiçbir yere gitmediğini anladığım zaman vazgeçtim. Düşüncelerime ve değerlerime değer vermediğin için vazgeçtim. Ağrılarımı dindirecek sıcak sevgiyi bana vermediğinde vazgeçtim. Sadece kendi mutluluğunu ve geleceğini düşünerek beni hiçe saydığın için vazgeçtim. Tablolarımda artık kendimi mutlu çizemediğim ve tek neden “sen” olduğun için vazgeçtim. Bencil olduğun için vazgeçtim. Bunlardan sadece bir tanesi senden vazgeçmem için yeterli değildi, çünkü sevgim yüceydi. Ama hepsini düşündüğümde senin benden çoktan vazgeçtiğini anladım. Bu yüzden ben de senden vazgeçtim” (Frida).

“Amerika’dayız yeni insanlarla tanışıyorum. Resimlerim hakkında olumlu görüşlerin ardı arkası kesilmiyor. Sürreal bir ressam olduğumu düşünüyorlar. Hayır, bilakis ben söylenenlerin aksine, Sürreal falan değilim. Hayatımın, yaşadıklarımın, acılarımın ta kendisiyim. Bir yandan Diego kadar benim de sanat dünyasında ilgi çekiyor olmam aramızdaki anlaşmazlığı giderek daha da büyütüyor. Biz uzaklaşırken birbirimizden… kadınlar geliyor ve gidiyorlar hayatından Dieogo’nun. Ona engel olamıyorum. Doğmayan, doğamayan bebeklerimle ben yapayalnızım”(Bahar).

“İki Frida”, Frida Kahlo, 1939 (Canlandırma)

Diego Rivera-Ölüm Günü

 “Artık nicedir istediğim layığı buldum. Yaptığım resimlerin neredeyse tümü New york’da satıldı. Andre Breton, Picasso, Berggruen, Duchamp, Amerikalı fotoğrafçı Nickolas Muray ve  Kandisky’nin dostluğunu kazandım. Üstelik ilk kişisel sergimi Meksika’da her şeye rağmen açabildim diyordum ki mutluluğum yine kısa sürdü. Ömrüm boyunca 40’ın üstünde ameliyat olmam yetmiyormuş gibi şimdi de tahta bacağım diye avunduğum sağ bacağımı da kaybettim. Artık yok. Çünkü kesildi. O da anılarımda, fotoğraflarımda kaldı.  Bense; kalan parçalardan ibaret bedenim ile 13 Temmuz 1954’te geri dönmemek üzere ayrıldım dünyanızdan.  Resimlerim sustu, fırçam kurudu”(Bahar).

Frida’nın ölmeden önce yaptığı son tablosu, “Yaşasın Hayat”

Frida Kahlo, 13 Temmuz 1954’te, akciğer ambolisi teşhisiyle son nefesini verdiğinde; arkasında bıraktığı son tablosu “Yaşasın Yaşam” isimli bir natürmorttu. Son sözleri ise, günlüğüne yazdığı şu cümleydi:

“Çıkış yolunun güzel olacağını ve asla geri dönmeyeceğimi umarım”(Frida)

Daha fazla bilgi için:

https://www.peramuzesi.org.tr/blog/diego%E2%80%99su-meksika%E2%80%99si-nickolas%E2%80%99i-hasta-yatagindan-yaptigi-eserleriyle-frida-kahlo/1540

www.instagram.com/museofridakahlo

FOTOĞRAFLAR: Levent KALKAN @lenchrom_gorsel_iletişim  / @leoni_abstract

MİZANSEN VE CANLANDIRMA: Bahar BİLİCİ ÖZTÜRK

ERKEK KOSTÜM: ÇİFT GEYİK KARACA-ÇAMLIK FORUM AVM.

Leave a Comment

Your email address will not be published.